Bellek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bellek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zihnin Gıdası Online Oyunlar

Bazı web sitelerini açtığınızda sayfanın üstünde, altında, kenarında çıkan online oyun reklamlarına tıkladığınız oldu mu hiç? Belki üzerindeki X işaretinin pencereyi kapatacağını düşünerek tıkladınız ve tuzağa düşüp siteye yönlendirildiniz, belki gecenin bir vakti kaçan uykunuzu geri getirir umuduyla bu oyunlardan birini oynamaya başladınız, belki de karşılaştığınız her defa karşınıza çıkan bu oyunları gereksiz buldunuz ve sinir oldunuz. Online oyunlarla ilgili yapılan bir araştırma bu oyunlara bakış açımızı epey değiştirecek kanıtlar sunuyor bize. Tıpkı Sudoku gibi, web tabanlı performans oyunlarının da bilişsel fonksiyonları geliştirdiğini söylüyor! Hem de bu oyunların faydasının Sudoku gibi sadece aynı aktiviteyle ilgili performansı artırmaya yönelik değil daha genele yayılabilecek gelişmeler sağlayabildiğini vurguluyor!  

Mensa Research Journal'da yayınlanan, Stanford Üniversitesi ve San Francisco Lumos Lab Inc.'ten araştırmacıların yaptığı çalışmada 2 farklı grubun çeşitli bilişsel aktiviteleri gözlenmiş. Bir grup 5 hafta boyunca günde 20 dakika  Lumosity.com'da çeşitli oyunlar oynayarak, diğer grup ise bu oyunlara katılmadan çalışmanın birer parçası olmuş. Daha sonra her iki gruba da bazı görseller sunulup buna dair bir bellek testi uygulanmış. Sonuçta oyun oynayan grubun diğer gruba göre görsel dikkati %20 oranında ve ''working memory'' dediğimiz kısa süreli belleklerinin %10 oranında daha gelişmiş olduğu gözlenmiş. Bu çalışma hakemli bir dergide böyle bir konunun yer aldığı ilk çalışma olması açısından oldukça önemli. Önemini başka araştırmacılar da kavramış olacak ki hemen ardından benzer bir çalışma da Rochester Üniversitesi'nden gelmiş. Bu çalışmada da yine bilgisayar oyunu oynayan bir grup ve oynamayan bir grup karşılaştırılmış. Oyun oynayanların diğer gruba göre karar alma davranışında %25 daha hızlı olduğu ortaya çıkmış. Ayrıca oyun pratiği fazla olanların nesne hatırlama testlerinde diğer katılımcılara oranla 4 kat daha fazla şey hatırladığı belirlenmiş.

Araştırmalar tamamen zihinsel aktivitelere yönelik oyunlara dair bunları söylüyor, peki ya çoğu kişinin müptelası olduğu bilgisayar oyunlarıyla ilgili durum nedir? Bu oyunların da faydası olduğu gibi zararları da olabileceğini savunuyorlar. Bunları anlayabilmek için de beynimizin oyun esnasındaki çalışmasına kısaca göz atmamız lazım. Oyun oynamak birçok tekrarlayıcı hareketten oluştuğu için öğrenme ve belleği geliştiren beyin hücreleri arasındaki çeşitli bağlantıları geliştirir. Gerçek zamanlı aksiyona sahip oyunlar (Space Invader gibi) duyusal hareketten sorumlu Premotor ve Parietal Korteksi çalıştırır. Fakat bazı araştırmalar gösteriyor ki sık aralıklarla oynanan oyunlar beyni ''videogame''leştirir. Yani frontal lobu hadım ederek sorumluluk, vicdan, kişilik, benlik gibi duyguların körelmesine neden olur. Prefrontal korkteks ise frontalin aksine hızla çalışır, özellikle Tetris gibi rasyonel hareket etmeye teşvik eden oyunlar sayesinde karar verme mekanizması gelişir.  Bütün bunlar olurken beynimiz, ödüllendirmeden sorumlu hormon olan dopamini salgılamaya başlar. Düşmanı öldürmek için silahı ateşlediğiniz sahnelerde beynin biliş ve planlama bölümü de harekete geçer. Fakat amygdala dediğimiz duygulardan sorumlu bölüm ise olabildiğince az çalışır, bunun duygularınızı bastırmaya çalışıp oyunlardaki vahşi hareketlerle daha iyi baş etme ihtiyacı duymanızla ilgili olduğu düşünülüyor.

Bilgisayar oyunlarıyla ilgili bulgular daha çok bu oyunların faydalı değil de zararlı olabileceği yönünde. Özellikle duygularla ilgili ortaya çıkardığı bastırma ve olaylara agresif tepkiler verme durumu araştırmacılar tarafından oldukça tehlikeli görülüyor. Fakat bir nevi zihin egzersizi diyebileceğimiz online oyunlarla ilgili ortaya çıkan sonuçlar oldukça ilginç. Çoğu zaman karar almakta zorlanan veya alışverişe gittiğinde 3 saat sonra arabayı nereye koyduğunu hatırlamayan biriyseniz bu oyunlarla daha hızlı düşünmeye ve daha sağlam bir belleğe belki kavuşabilirsiniz :)

En Güçlü Belleğimiz, En Zayıf Yanımız: KOKU

Hafızamızın yaptığımız seçimler üzerinde çok fazla etkisi vardır. Kararlarımızın neredeyse hepsini önceden öğrendiklerimiz/deneyimlediklerimiz doğrultusunda veririz diyebiliriz. Karar vermemiz gereken durumla ilgili bir deneyimimiz ya da yeterli bilgimiz yoksa da genelleme yaparız. Zihnimizde '' Geçmişte benzer bir durumla karşılaşmış mıydım? '', '' Benzer bir olay ya da bu durumla bağdaştırabileceğim, tercihimi kolaylaştıracak bir şey başıma gelmiş miydi? '' gibi sorular dönüp durmaya başlar. Hafızamız bazen bizim için imkansız görünen kararları bile almamıza neden olur, ama ona güvenmeli miyiz, üzerinde durulması gereken soru aslında bu.

Bellek dediğimiz şey dengesiz, seçici, kararlarımızın kalitesini etkileyen bir mekanizmadır ve şekillendirilebilen bir şeydir. Esnektir. Açıkçası biraz saftır da, etkilemek, kandırmak kolaydır hafızayı. Zannettiğimizin aksine sürekli o derin kuyudan çekip çıkardığımız, kolayca hatırlayabildiğimizi sandığımız anılar da çoğu zaman en deforme olmuş, en zayıf tarafımızı yakalayanlardır...

Hafıza genellikle çok seçici davranır, ama bu seçiliği her zaman olumlu olarak algılamak yanlıştır. Mesela bir araba almaya karar verdiğinizi düşünün, bir model beğendiniz ve seçtiniz. Seçtiniz çünkü zamanında dedeniz de bu modeli seçmişti, onu kullanmıştı. Ve araba, seçim gibi keywordler hafızanızda size bu çağrışımı yaptırıp arabanın güvenlik testlerinde sonuncu olduğu gerçeğini bile unutturmuştu. O an kendiliğinden yapıldığını zannettiğiniz bir tercih ileride pişmanlık olarak size geri dönecek belki de. Hafızanın bu seçiciliği çoğu zaman içinde bulunduğumuz çevreden etkilenir. Aynı şeyle ilgili yemek yedikten sonra, ya da yolda biriyle karşılaşıp konuştuktan sonra ya da günün başka bir saatinde farklı anılar canlanabilir gözümüzde. Çünkü hafızayı esas tetikleyen şey kişinin içinde bulunduğu 'context'tir.

İçinde bulunduğumuz contextin hafızayı ne kadar etkilediğinden bahsetmişken bu contextin en güçlü unsurlarından birinden bahsetmemek olmaz. Bize en güçlü çağrışımları yaptıran, tercihlerimiz üzerinde en etkili olan şey; kokudur. Yapılan araştırmalar da hatırladığımız en güçlü anıların herhangi bir kokuyla bağdaştırdığımız anılar olduğunu ortaya kokuyor. Hatta kokunun tercihlerimizde ne derece önemli bir rol oynadığını fark eden pazarlamacılar yapay koku püskürten mekanizmalarla bizi ürünlere ve mekanlara da bağlıyorlar. Mesela alışveriş merkezleri içerisinde yer alan süpermarketlerin önünden geçerken duyduğumuz o iştah açıcı ekmek/hamur/pasta kokuları her zaman fırından taze çıkmış çöreklere ait değil.

Koku körlüğü de denen 'anosmi' adlı koku alamama hastalığına yakalanan ünlü yazar Molly Birnbaum, anılarını derlediği kitabında kokunun hayatımızda ne denli önemli bir yere sahip olduğundan bahsediyor. Yerken, içerken, birbirine çok benzeyen iki şeyi ayırt ederken kokunun en ayırıcı özellik olduğunu vurgulayan yazar, kokunun etkisi olmadan verdiği kararların, yaptığı tercihlerin de doğruluğunu sorguluyor.

Şimdi yukarıda bahsettiğimiz araba alma meselesine geri dönelim. Gittiğiniz galeride ya da araba pazarında yanınızdan siz farkında bile olmadan elinde buram buram tüten bir kahveyle birisi geçti diyelim. Bu koku da size küçükken dedenizin yaptığı kahveleri hatırlattı, bilinçaltı atına atlayıp çocukluğun huzurlu ülkesine ışık hızıyla gidip geldiniz. Bunun sonucu olarak noldu dersiniz? Tabii ki günün sonunda size göre çok mantıklı olan gerekçeler göstererek dedenizin kullandığı arabayı aldınız.

Başka bir senaryo da şöyle olsun. Yine aynı galeride ya da araba pazarında araba bakarken burnunuza dayanılmaz bir benzin kokusu geldi diyelim. Bu koku da kahveden ve onun çağrıştırdığı dedenizden farklı olarak annenizi ve onun '' Dikkatli ol! '', '' Uzak dur! '' gibi uyarılarını hatırlatacak size, muhtemelen de dedenizin duygu yüklü otomobilini değil emniyet bakımından en güvenilir arabayı alıp oradan ayrılmanıza sebep olacak.

Yaptığımız bir seçim aslında görünmeyen birçok şeyin sonucudur. Kimi zaman bu konuda şanslı olur ve doğru arabayı seçeriz, doğru ürünü alırız, doğru insanla karşılaşırız ama kimi zaman da bütün bu görünmeyen sebeplerden ötürü yanlış yollara saparız. Aslında kolaya kaçıp kendimizi hafızamıza teslim etmeden seçim yapabilme kabiliyetlerimizi geliştirsek belleğin olası yanıltıcı etkilerinden de kurtuluruz, kontrolümüz ''geçmişimizde'' değil bizim irademizde olur.